Ukrayna krizinde nükleer silah endişesi

Putin’in Rus ordusundan nükleer silahları da kapsayacak şekilde özel savaş durumuna geçmesini istemesine NATO temkinli bir yanıt verdi. NATO’nun nükleer başlıklarının bir bölümü de her an kullanılıma hazır.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ülkesinin nükleer silah gücüne dair Pazar günü yaptığı üstü kapalı tehdit Soğuk Savaş dönemine dönüş anlamına mı geliyor?

Soğuk Savaş dönemi, günün birinde bir diğerinin nükleer silah kullanımasını engelleme amacıyla nükleer cephanelik biriktirildiği zamanlardı. Kuruluş tarini 1955 olan Varşova Paktı ile NATO arasında “caydırıcılık senaryolarının” yıllar sürdüğü o dönemde yaşanan en çarpıcı gelişmelerinden biriyse 1962 tarihli Küba kriziydi. Washington ve Moskova’yı nükleer savaşın eşiğine getiren kriz, son anda diplomatik çabalarla aşılmıştı.

O zaman geçerli olan siyasi mantık, aslında prensipte bugün de değişmedi: Taraflar, nükleer silahların kullanılması sonucunda ödenecek bedelin ne kadar yüksek olduğunu bilmek zorunda. Zira bir tarafın kullanması, diğerinin de anında misilleme yapması anlamına geliyor. Özetle korku ortaklığı, tarafları aynı noktaya getiriyor.

Nükleer silahlar Avrupa’ya dağılmış durumda

Putin, Ukrayna’yı işgale başlarken NATO’yu müdahaleye karşı uyarısında “tarihte görülmemiş sonuçları olacağı” şeklinde tehdit edince, Fransa Dışişleri Bakanı Yves Le Drian, bunu “nükleer silahların kullanılabileceği yönünde bir tehdit” olarak algıladığını belirterek “Putin’in anlaması gereken, NATO’nun da bir nükleer ittifak olduğu” yanıtını vermişti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 1950’li yılların ortasından bu yana NATO’ya ait nükleer silahların bir bölümünü Avrupa’da konuşlandırdı. Tam sayı gizli tutuluyor. NATO ise yaptığı bir açıklamada, 100 kadar nükleer başlığın beş üye ülkedeki altı askeri üste bulunduğu bilgisini vermişti. Söz konusu yerler Belçika’nın Brogel üssü, Almanya’daki Buchel, İtalya’daki Aviano ile Ghedi, Hollanda’daki Volkel ve Türkiye’deki İncirlik üssü.

NATO’nun 100 kadar nükleer başlığı beş üye ülkedeki altı askeri üste bulunuyor. Biri de Türkiye’deki İncirlik üssü.

NATO ile Rusya arasında 1997’de imzalanan “İkili İlişkiler, İşbirliği ve Güvenlik Kurucu Senedi” uyarınca NATO şimdiye kadar dokuz yeni Doğu Avrupa ülkesi olan üyelerine nükleer silah yerleştirmedi. Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasından sonra “Bu prensip hâlâ geçerli olmalı mı?” sorusu ise tartışmaya açıldı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, bu konuda BBC’ye yaptığı açıklamada Moskova’dan yöneltilen tehdide rağmen temkinli konuştu. Stoltenberg, Putin’in tehdidini kastederek “Durumun ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. NATO, Rusya ile savaş istemiyor, biz savunma amaçlı bir ittifakız” dedi.

NATO bünyesinde Avrupa’da konuşlandırdığı nükleer silahlar, aslında mevcut cephaneliğin sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor. Güncel tahminlere göre Rusya’nın ise 6 bin 250 nükleer başlığı var. ABD’nin 5 bin 500, Fransa’nın 290, İngiltere’nin de 225.

Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması çerçevesinde 80’li yıllarda taraflar, nükleer cephaneliklerini büyük ölçüde azalttı. Soğuk Savaş’ın en zirve yaptığı dönemde ABD’nin 70 binden fazla, Rusya’nın da 55 bin civarında nükleer başlığı bulunuyordu.

Nükleer başlıkların ateşlenmesi için gerekli kod kimin elinde?

Amerikan Bilim İnsanları Birliği’nin (FAS) verilerine göre ABD, Fransa ve İngiltere yaklaşık 970 nükleer silahı her an kullanıma hazır. Bununla kastedilen; bu silahların ateşleme sistemleriyle birlikte depolandıkları ve en geç 15 dakika içinde kullanıma hazır hale getirilebilmeleri. Buna karşılık Rusya’nın da yaklaşık 900 fırlatılmaya hazır nükleer başlığı bulunuyor.

NATO’da geçerli olan prensibe göre; tüm üyeler nükleer güce müdahil olma hakkına sahip. Dolayısyla üye ülkeler planlama ve nükleer başlıkları kullanma sürecine dahil olabiliyor.

Silahların ateşlenmesi için gerekli kodlar ise ABD’nin elinde. Nükleer silahlara yönelik kararlar da buluşmaları üst seviyede gizli tutulan NATO’nun nükleer planlama grubu tarafından alınıyor.

NATO, yılda bir kez “Steadfast Noon” adlı bir “nükleer caydırıcılık” tatbikatı da düzenliyor. Geçen sene Ekim ayında düzenlenen son tatbikat Güney Avrupa’da yapıldı ve resmi açıklamalara göre 14 üye ülke bu tatbikata katıldı. Hangi üye ülkelerin ev sahipliği yaptığı ise açıklanmıyor, bu da gizlilik prensibi temelinde saklı tutuluyor. Söz konusu tatbikatlarda gerçek silahlar kullanılmıyor ve sadece simülasyon üzerinden kullanımı canlandırılıyor.

Rusya’nın taktiksel nükleer silah kullanabileceği tahmin ediliyor

NATO ve Rusya, önemli stratejik nükleer silahların yanı sıra tahribat gücü düşük, normal savaş araçları tarafından da ateşlenmesi mümkün “taktiksel nükleer silahlara” da sahip. Bu nükleer silahlar bir bölgeyi tamamen yok etmiyor. Ancak nükleer bir santralde meydana gelebilecek bir kazaya benzer şekilde geniş bir bölgeyi nükleer sızınıyla zehirleyebilecek güce sahipler.

Bazı uzmanlar, NATO’da korku yaratmak ve Rusya’ya karşı oluşan ortak cepheyi bölmek amacıyla Putin’in bu tür “taktiksel nükleer silahları” kullanabileceği görüşünde.

Öte yandan Putin’in Pazar günü kullandığı “özel savaş durumu” ile tam olarak neyi kastettiği konusunda ise uzmanlar bir bilmeceyle karşı karşıya. İngiliz The Guardian gazetesine konuşan Rusya’nın nükleer silahları konusunda uzman Pavel Podvig’e göre, Putin’i emri nükleer başlığı ilk atan olmaya hazırlık anlamına gelmiyor. Podvig, bunun emir-komuta zincirini tepki vermeye hazırlamaya yönelik bir formülasyon olduğu kanısında, ancak yine de üst düzeyde bir alarm durumu. 

Kaynak: Deutsche Welle Türkçe

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here