Almanya’daki Seçim ve Türkiye kökenli Milletvekilleri

Almanya’daki son seçimde ipi göğüsleyen geçmişte bakanlık ve belediye başkanlığı yapmış olan Olaf Scholz. Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) emektarlarından olan Scholz yaklaşık 45 yıldır siyasetin içinde. 24 yıldır da milletvekilliği, belediye başkanlığı ya da bakanlık görevlerinde bulundu. Korona yardımlarının mimarı olarak bilinen Scholz en son Angela Merkel’in yardımcısı ve maliye bakanlığı görevindeydi. Eşi ise Brandenburg eyaletinin eski Milli Eğitim Bakanı. Yani ailece kırmızı plakadan inmeyenlerden.

Almanya'da 18 Türk kökenli aday milletvekili seçildi

Gelelim Türkiye kökenli milletvekillerine…

Almanya’da geçmişten günümüze politikayla en içli dışlı olan ve ülkenin siyasi hayatına en hızlı ayak uyduran toplum Türk toplumu. Sayısı yaklaşık üç milyonu bulan Türk vatandaşlarının büyük bir bölümü sağ partilere mesafeli duruyor. Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise ülkedeki Türk nüfusun neredeyse yarısının ilk tercihi.

Meclise giren göçmen kökenli milletvekili sayısı ise toplam milletvekili sayısının yüzde onunu geçemiyor. Halbuki Almanya’da göçmen kökenli nüfus, toplam nüfusun yaklaşık dörtte biri. En genç Türkiye kökenli milletvekillerinden olan SPD’li Hakan Demir’e göre bu bir demokrasi sorunu.

Son seçimde yaklaşık yüz göçmen kökenli vekil adayı federal meclise girmek için yarıştı ve beşte biri başarılı oldu. Bu vekillerin siyasi profillerine bakıldığında ise şöyle bir tablo ortaya çıkıyor. Alman sağından vekil olan Türk kökenli siyasetçiye pek rastlanmıyor. Çoğu sol partilerden.

Bu milletvekillerinin çoğu 60’lı yıllarda Almanya’ya gelen misafir işçi (Gastarbeiter) çocukları. Neredeyse hepsi çok iyi bir eğitim sürecinden geçmişler ve devlet kademesinde görev almışlar. Hatta azımsanmayacak bir kısmı da göçmenlikle ilgili devlet dairelerinde çalışmış ve hukuk eğitimi almış. Aralarında fabrika işçiliği yapmış milletvekili olsa da ne ilginçtir ki yüksek eğitim almamış Türkiye kökenli milletvekili sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Kendilerinden beklendiği gibi ilgilendikleri konuların başında Almanya’daki yabancıların problemleri geliyor. Buna karşın Türkiye gündemi ile pek meşgul olmuyorlar.

En bilinen Türkiye kökenli siyasetçi Cem Özdemir. Misafir işçi bir ailenin çocuğu olan Özdemir 1994 yılından beri aktif olarak politika sahnesinde. Yeni kabinedeki görevi ise Gıda ve Tarım Bakanlığı. Cem Özdemir taşı gediğine koyan açıklamalarıyla dikkat çeken renkli bir politikacı. Mesela; Almanya’da yaşayan Türklerin gidip de Türkiye’de oy kullanmalarına karşı. Almanya’daki Türklerin bir kısmı tarafından çok sevilirken bir kısmı tarafından nefret edilen ve de tehditlerin hedefi olan bir politikacı.

Maalesef Alman parlamentosundaki Türkiye kökenli vekillerin birçoğunda Türkiye’ye kayıtsızlık gibi bir tavır da söz konusu. Cem Özdemir ise diğer vekillerin aksine Türkiye’deki gündemi de yakından takip eden birisi.

Sosyal demokrat partili Aydan Özoğuz ise Alman toplumuna en hızlı adapte olan misafirlerden. Eşi Alman ordusunda görev almış ve SPD partisinde yöneticilik yapmış olan Filoloji uzmanı Özoğuz, misafirlikten ev sahipliğine hızlı geçiş yapmış. Sadece Türkiye kökenli göçmenlere değil Almanya’ya gelen tüm yabancılara (Auslander) sahip çıkan Özoğuz, ülkede yükselmekte olan aşırı sağcılığa tepki gösteren bir isim. Maalesef o da tehditlerden nasibini almış bir milletvekili.

Alman meslektaşlarının Türkiye kökenli milletvekillerine bakışı ise başka bir tartışma konusu. Siyaset bilimci Frauke Miera’ya[i] göre göçmen toplumuna göz kırpmak isteyen partilerin tercih ettiği Türkiye kökenli politikacılar ancak son sıralardan milletvekilliği listelerine girebiliyorlar ve ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar iş meclisteki kritik pozisyonlara “mandate” geldiğinde geri plana itiliyorlar. Hatta bu nedenle partisinden istifa edenler bile var. Partide söz sahibi olup yine de yüreği soğumayan ve “Şiddetle dövüşmek zorunda kaldım bu makam için” (fight fiercely)diyenler de yok değil.

Almanya’daki Türkiye kökenli milletvekillerine kısaca göz atmış olduk. Siyaset bilimci Robert Dahl’ın sözleriyle noktayı koyalım. “Demokratik kurumların gelişiminde üç büyük kilometre taşı bulunmaktadır: Oy kullanma hakkı, temsil etme hakkı ve muhalefet hakkı.


[i] Miera Frauke, Political Participation Of Migrants In Germany, https://ec.europa.eu/migrant-integration/library-document/political-participation-migrants-germany_en, 2022

Cevap Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz