Evrene Olumlu Mesaj Gönder-me

Son yıllarda bir çeşit parapsikoloji akımı olarak da değerlendirebileceğimiz enerji akımlarının gittikçe popülerleştiğine şahit oluyoruz. Enerji akımları temel varsayım olarak insan bedeninden çıkan, her şeye bağlanan ve yönlendirilebilen bir enerji türünün var olduğunu kabul etmektedir.[i] Evrene olumlamalar gönderme ve pozitif düşünmeyle her şeyi elde edebileceğini insana öğütler. Olumsuz düşüncelerin ise insanın hayatında başarabileceği şeyleri engelleyeceğini vurgular.

Enerji akımlarına göre hayatımızda gerçekleşecek olayların nasıl cereyan edeceği düşüncelerimizin yaydığı enerji frekanslarıyla ilgili olduğu için, bu akımlar meydana gelecek olan olayları insanın kendisinin yarattığına inanır. Örneğin enerji akımlarına göre insan sürekli borçlarını düşünürse borçları giderek artar çünkü borçları düşünmek enerji akımlarına göre evrene olumsuz frekanslar yayar.  

Enerji Akımlarının Empoze Edilme Süreci

Her şeyi enerjiye bağlama sığ düşüncesi geçtiğimiz çeyrek asırdan beri insanlara sistematik bir şekilde empoze edilmeye çalışılmaktadır. Enerji konusunda yazılmış pek çok kitap ve ciddi bütçelerle hazırlanan pek çok film senaryosu mevcuttur. Bunlardan en ünlüleri 14 yılda çekimi tamamlanan ve 237 milyon dolarlık bütçe harcanarak çekilen Avatar filmi ve bir zamanlar adından çokça bahsedilen The Secret kitabıdır.

Enerji akımlarının film senaryosuna uyarlanmış hali olan Avatar filminde mavi halk Na’viler, insanın canlılarla, doğayla ve tüm evrenle olan enerji bağına vurgu yapıyor. Ayrıca insan-evren ilişkisinin simgesi olan kutsal yaşam ağacı Eywa’ya ise evrendeki tüm mesajların kendisine ulaştığı ve bu mesajlara cevap veren bir Tabiat Ana rolü atfediliyor.

Çekme Yasası ve Evrene Yollanan Olumlamalar

Enerji akımının 21. Yüzyılda bu kadar popülerleşmesinde etkili olan The Secret kitabı enerji akımı takipçilerinin, enerji terapistlerinin başucu kitabı niteliğinde. Bu kitap insanların günlük hayatına o kadar etki etti ki pek çok insanın farkında bile olmadan hatta kitabı okumayanların bile bu kitabın öğretilerini hayatının ayrılmaz bir parçası olarak özümsediğini görüyoruz. Bu öğretilerden bazıları çokça duyduğumuz “evrene olumlamalar yollamak” ve “olumsuzu çekme” gibi kavramlardır.

Bazen çevremizdeki insanlardan da duyduğumuz “olumsuz düşünme olumsuzu üzerine çekersin” gibi söylemler The Secret kitabının en çok üzerinde durduğu çekme yasası olarak tabir edilen kavramdır. Enerji akımlarının da en çok üzerinde durduğu kavram evrene olumlamalar göndermedir. Enerji akımlarının öğretilerine inanan insanlar içinde bulundukları ortamlarda olumsuz bir konu hakkında konuşulduğunda sözlü olarak olumsuzu çekmek istemediğini belirtmekte veya beden ve işaret diliyle çarpı işareti yaparak bu olumsuz olay kendi başına da gelmesin isteyerek toplum içinde garip davranışlar sergilemektedir.

Karikatür: #SelçukErdem

Belirsizlikten Kaçınma ve Her Şeyi Kontrol Etme Eğilimindeyiz

Peki son zamanlarda insanlar neden enerji akımı yöntemlerinde psikolojik, tıbbi, maddi ve manevi problemlerine çareler arıyor? Bunu psikolojideki kontrol yanılgısı kavramıyla açıklayabiliriz. Kontrol yanılgısı; bireyin hayatındaki olayları kontrol etme yönünde normalden daha fazla istekli ve eğilimli olması durumudur. Elbette kimse hayatında olumsuzluk istemez ve her beklenmedik durumu önlemek ya da kontrol etmek ister. İnsanlar başlarına gelebilecek olumsuzlukları önceden bilemeyeceği için sadece bunu önlemek adına belirli inanç ve yargılara başvurur.

İkinci bir neden olarak da insanlar özellikle günümüz şartlarında kolaya kaçmakta, kısa yoldan para kazanayım, kısa yoldan sorunlarımı çözeyim diyerek kontrol yanılgısı ile hayatlarındaki her şeyi kontrol etmek istemektedirler. Enerji akımı terapileri de burada insanların kısa yoldan çözüme kavuşmalarını vaat etmektedir. Enerji akımları ve enerji terapisi uzmanları olumsuzu çekmemek adına olumsuz hiçbir şeyi aklından bile geçirmemeyi öğütlerken aynı zamanda olumlu olayları kendine çekmek adına birtakım teknikler öğütler.

Örneğin, “Eline kısa sürede para gelmesini mi istiyorsun? Bir hafta boyunca para gelecek, para gelecek diyerek sayıklayıp durursan eline para geçer.” der enerji akımları. Enerji terapistinin olumlama tavsiyeleri o kadar kapsamlıdır ki bir olumlama denemesinin sonucu görülmese bile diğer denemede günlük hayatın olağan akışına uygun olarak sonuç alınmış gibi görülebilir. Ayrıca insanlar ciddi miktarlarda para ödeyerek girdiği bu terapi sürecinden doğal olarak sonuç almak istemekte ve plasebo etkisiyle sonuç almasa da kendisini sonuç almış gibi hissedebilmektedir.  Bazen de bireyler kendisinin de terapi uzmanı olma ve ileride kurs başlatma hayali nedeniyle çevrelerine enerji terapilerinden çokça fayda gördüklerini abartarak anlatabilmektedir.

Gerçeklik Algısında Bozulmalar ve Paranoid Sanrılar

Hatta bazıları olayı daha da abartarak enerji terapistinin verdiği belirli sayıları günde belli bir miktar okuyarak sağlık, mutluluk, para, evlilik, huzur vb. beklentiye girerler. (Örneğin, bazı enerji akımları “2, 12, 8, 6, 4, 7, 3 sayılarını günde 24 kere sırayla oku, evliliğinde huzur bulursun” der.) Bireyler zamanla bu tarz sayıların da evrene olumlayıcı ve olumsuzluklardan koruyucu enerji yolladığına inanmaya başlar ve sonunda bireyin gerçeklik algısında bozulmalar meydana gelmeye başlar. Bu durum bir tür kendi inandığı varsayımlarda kendini kaybetmedir çünkü bu tarz düşünce yapısındaki bozulmaları psikotik davranışlar sergileyen insanlarda da görürüz.

Örneğin, paranoid şizofreni hastalarında da enerji akımlarının düşüncelerle evreni kontrol etme iddialarındaki gibi düşünce kalıpları görülür. Paranoid şizofrenlerde görülen sanrılar (hezeyanlar) bireye göre doğru olsa da aslında yanlış olan ve değiştirilemeyen düşünceler ve inançlardır. En çok karşılaşılan paranoid sanrılara; başkalarının düşüncelerini okuyabilme, yönlendirebilme ve başkalarına istediklerini yaptırabilme gibi düşünceler olarak örnek gösterilebilir. Sizlerin de gördüğü gibi paranoid sanrılar ile enerji akımlarının düşüncelerle evreni yönetme, istediğini yapabilme ve yaptırabilme iddiası arasında çok ince bir çizgi vardır.

Enerji terapistleri, paranoid sanrılara danışanlara göre daha açıktır, çünkü enerji terapistleri zaman içerisinde çeşitli adlandırmalar altındaki meditasyon ve enerji teknikleriyle ruhen güçlendiklerini düşünür ve olağanüstü kabiliyetler kazandıkları izlenimine kapılabilirler. 3-5 saatlik Enerji terapisi kursuyla kendilerine Theta Terapisi, Healing Terapisi uzmanı diyen kişiler, enerji terapileriyle çevrelerine dağıttıkları şifanın verdiği güç sarhoşluğuyla sürekli tanrı ile irtibatlı olabilecek bir birey olduklarını iddia edebilmektedirler. Enerji uzmanları zamanla enerji terapilerinde kullandıkları yöntemleri uygulayabilmek için kendilerine tanrı tarafından bahşedilen bazı yeteneklere sahip olduklarına inanmakta ve çevrelerini de buna inandırabilmektedirler. Daha geçtiğimiz günlerde Theta Healing yöntemiyle bilinçaltı temizliği yaptığını iddia eden genç ve muhafazakâr bir enerji uzmanın lüks bir araçtan inerken çekilen görüntüleri bu şahısların kazançlarının ve takipçilerinin boyutunu gözler önüne serdi.

Kaynak: www.superkulup.com

Psikolojinin Doğrulanmış Yöntemleri Kullanılarak Enerji Terapisinin Bilimsel Olmayan Yöntemleri Maskelenir

Enerji akımları ilk olarak gayet normal ve bilimsel görünen aynı zamanda insanların temel değerleri ve dini inançları ile sempatik gelen bir terapi yöntemi gibi görünebilir. Normal ve bilimsel izlenim oluşturmasının sebebi enerji terapistlerinin kullandığı psikolojide geçerliliği olan yöntemler ve kendini gerçekleştir gibi telkinlerdir.

Örneğin çözüm odaklı kısa süreli terapi pek çok psikoloğun seanslarında kullandığı etkili bir yöntemdir. Bu terapide sürekli olarak danışanın güçlü olduğu yönleri üzerinde durulur. Yine çözüm odaklı terapide kullanılan mucize soru yöntemiyle değişim teşvik edilir. Çözüm odaklı kısa süreli terapide kullanılan derecelendirme ölçekli sorular yöntemiyle problemin ne derecede çözüldüğü 0 ile 10 arasında numaralandırması istenerek danışana belirli periyotlarda sorulur. Böylece danışanın terapi sürecinde problemlerini anlatmasıyla sağladığı rahatlamayı enerji terapisi sayesinde elde edilen bir rahatlama olarak danışanın algılaması sağlanır.

Kısacası enerji terapisi seanslarında olumlu değişimi kısa sürede elde etmek amaçlandığı için çözüm odaklı kısa süreli terapi yönteminden yararlanılarak diğer bilimsel terapi yöntemlerinin de yardımıyla elbette kısa sürede bazı kısıtlı olumlu sonuçlar elde edilebilir ancak bunu sağlayan evrene yollanan enerji değil, bilimsel terapi yöntemleridir.

Elbette olumlu düşünmenin insan psikolojisine ve pek çok psikolojik hastalığa olumlu etkisi vardır. Ancak bu sadece ve sadece olumlu ve pozitif düşünerek her hastalığın çözüleceği anlamına gelmez hatta her hastalığı enerji terapisiyle iyileştireceğini söylemek insanların inançlarını suistimaldir ve pek çok insan iyileşme umuduyla daha da geriye gidebilmekte ve hayati sonuçlar doğabilmektedir.

Enerji Terapisinde Din İstismarı

Enerji akımlarının insanlara normal ve cazip gelmesinin bir başka nedeni de bazı enerji akımı çeşitlerinde aynı zamanda dinî değer ve motiflerin kullanılmasıdır. Enerji terapisi seansları dinî hassasiyeti olan danışanlara iki terapist eşliğinde yapılmakta, bir enerji terapisti sürekli psikolojik yöntemler kullanırken diğer enerji terapisti ise dinî terimleri okuyarak danışanın dinî değerlere yönelik hassasiyetini kullanabilmektedir.

Burada ayrıca bireylerin dinî inançlarına yönelik de yönlendirici bir öğreti örtük bir şekilde verilmektedir. İnsanın dualarını işiten ve karşılık veren yüce bir yaratıcı yerine, olumlu düşüncenin enerjisi şartı ile harekete geçebilen, olumsuz düşüncelerin yaydığı enerjiyle de belaları insanlara yollayabilen pasif bir yaratıcı algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Enerji seanslarında “olumlayıcı enerji aktardık ve oldu” cümlesinin söylenmesi öğütlenerek insana adeta olma ve oldurma misyonu yüklenir.[ii]

Atalardan Aktarılan Negatif Anılar ve Blokajlar

Enerji akımları insanların doğuştan gelen hastalıklarını ve kronik hastalıkları tamamen atalardan gelen olumsuz travmalarla, anne karnında yaşanan olumsuz duygularla, annenin veya ataların olumsuz tecrübeleriyle açıklamaya ve gerekçelendirmeye çalışır. Enerji akımlarına göre bu olumsuz aktarımlar tıbbi hastalıkların gerekçesidir ve enerji terapisi seanslarıyla bu atalardan aktarılan duygu ve travmalar üzerine çalışılarak bilimsel hiçbir mantığı olmayan bir yöntemle tıbbi hastalıklara çözümler bulunmaya çalışılır.

Kalıtımsal yollarla bazı hastalıklar nesilden nesile elbette aktarılabilir veya anne karnında bebeğin annenin yaşadığı depresyon vb. hastalıklardan etkilendiği elbette yapılan araştırmalarda sabittir. Fakat ataların deneyimlediği duyguların, travmaların ve anıların kalıtımsal yollarla büyük büyük dedelerden torunların torunlarına aktarılması ve bu anıların kronik hastalığa sebep olması bununla da yetinilmeyip bu kronik hastalıkların sadece enerji akımı teknikleriyle tedavi edilebileceği iddiası bilimsellikten çok uzak bir bakış açısıdır.

Sonuç olarak insan ve hayatı sadece düşüncelerin her şeyi yaratabileceği varsayımına indirgenemeyecek kadar komplekstir. Bir kere, insan hayatına etki eden pek çok değişken vardır. Bir olay sadece x ve y değişkenleri ile açıklanamaz. Bir olay ve durumun gerçekleşebilmesi için bizim dışımızda sayısız değişken söz konusudur. 6 yıllık tıp eğitiminin ardından yıllarca psikiyatri uzmanı olabilmek için eğitim gören bir psikiyatrist bile sadece ruhsal hastalıkları tedavi edebilirken, birkaç saatte alınan sertifikalarla insanların hem psikolojik hem tıbbi hem de maddi sorunlarını sadece düşüncenin yaydığı enerjinin gücüyle çözebilmek bilimsel hiçbir dayanağı olmamakla birlikte 1219 sayılı Kanuna göre yetkisiz hekimlik suçudur. Diploması olmadığı hâlde, menfaat temin etmek amacına yönelik olmasa bile, hasta tedavi eden veya bu unvanı takınan şahıs iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


[i] Biyoenerji (Parapsikoloji), Wikipedia.com

[ii] Feyza Akova, Şifa Akımları Çıkmaz Sokağında

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here